Step Up 1,2,3,4,5

” Başkalarının haytanı yaşamak için yaşam çok kısa”

            Birbirinden farklı insanı birleştiren en önemli, kendini en iyi ifade etmenin yoludur sanat. Gerek yazarak, gerek filme çekerek gerek anı dondurarak, besteler yaparak, şarkı söyleyerek, renklerinin dilini kullanarak ya da susup bedenini sadece müziğe vererek derdini anlatabilir insan. Farklı dilden, dinden, ırkdan bir önemi yoktur sanatı icra ederken, kendini ver yeter.

    2006 yılında başlayan Step Up serisinin ana düşüncesi; “hayallerinin peşinden tutkuyla git mutlaka başarırsın.” Farklı hayatların, farklı yaşamların ve farklı sıkıntıların anlatıldığı filmde hayallerinin peşinden koşan gençlerin birbirilerine sımsıkı bağlanması ve mücadeleleri anlatılmaktadır. Dertlerini, mutluluklarını, umutlarını , dostluklarını, aşklarını dansla gösterirler.

 Müzikal olan filmin  aksiyon sahneleri kendi dillerinde savaş olarak adlandırdıkları dans pisttinde yoğundur. Mutlu sonun olacağı aslında filmin en başında bellidir yine de yarışmaları izlerken izleyiciler bir heyecana kapılır. Titanic’in batacağının bilinmesine rağmen battığı zaman yaşana hüzün,seride savaşların -yarışmaların- kazanıldığı zaman yaşanan mutlulukla eş değerdir.

Her bir film kendi içinde değerlendirildiği zaman ortak bir nokta çıkıyor ‘umut’… Seri içinde bolca mücadele barındırmasına rağmen izleyenlere bir o kadar da umut aşılar. “başkalarının hayatını yaşamak için yaşam çok kısa” serinin ikinci filmine ait bir replik. Hemen hemen tüm toplumlarda olan ama  özellikle geleneksel toplumlarda yaşanan bir durumdur başkalarının hayatını kendi hayatınmış gibi yaşamak. Başkalarının bireyler üzerinde söz hakkına  sahip olduğu düşüncesine sahip olan toplumlarda, insanlar çoğunluğun kabulünü görmek için kendi düşüncelerinden, amaç ve hayallerinden vazgeçerek çoğunluğun belirlediği etik normlara uygun bir hayatı seçerler. Çoğu birey bu durumdan dolayı mutlu değildir ancak başka çaresi de yoktur. Çünkü sistemin getirdiği bazı yükümlülükler vardır; ödenmesi gereken kira, fatura vb. Kimi zaman tutkuları sistemin gerekliliklerini yerine getirmesi için yeterli değildir  ve o anda çatışma başlar sistem ve birey arasında. Eğer hayallerine tutkuyla bağlıyla o zaman sisteme karşı çıkar. Bu karşı çıkış aynı zamanda  gruba olan aidiyete de karşı çıkıştır.  Çünkü birey yalnız olamaz mutlak suretle bir yere ait olmalı, kabul görmeli ve takdir edilmedir.

    Sistemin en büyük kozu aidiyet duygusudur; bireyin aidiyet duygusunu bireyin kendinden önemli kılar. Bu yüzden her daim reklamlarda, dizilerde ve filmlerde ait olunan yerin sağlamlığı için neler yapılması ya da neler alınması gerektiği söylenmektedir. En son teknolojiye sahip olunmadan, moda olanı giyimeden, fiziken güzel ya da yakışıklı olunmadan sistemde yeri  yoktur bireyin. Eğer diğerlerinden daha uzun,şişman,kel,kısa ya da zayıfsa bireye toplum tarafından  bir ket vurulur. Şivesi genelden farklıysa alay konusu olabilir, söylenen bedenlerde değilse istediği gibi giyinme hakkı yoktur. Toplumun uygun gördüğü saatlerde evi dışında vakit geçirmelidir aksi takdirde kötü bir şey yaşaması çok normaldir.

     Step Up filmi sisteme ve sistemin getirdiği ayrışmalara karşı çıkmaktadır. Uzun, kısa, çekik gözlü, siyahi, kadın, erkek hep birlikte amaçları doğrultusunda bir topluluk oluştururlar ve mücadele ederler. Filmde salt kötü ya da salt iyi yoktur. Ancak anti kahraman olarak adlandırılabilecek olan grupta tek bir lider vardır ve eğer o liderin sözünden dışarı çıkan olursa aileden atılır. ( Gruplarına aile diyorlar). Ana kahraman olan grupta ise demokratik durum vardır. Çoğunluğun dediği geçerlidir ve ne olursa olsun birbirilerini kollarlar.

     Joseph Campbell ” Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” adlı yapıtında kahramanın yola çıkması için bir çağrı olması gerektiğini söyler. Daha sonra kahraman yola çıkar,yolculuk boyunca bir sürü engelle karşılaşır ve kendi kabuğuna çekilir en sonunda ise kabuğundan çıkarak yolculuğuna devam eder. Step Up serisinde kahramlara gelen çağrı genelde yüksek meblağda para ödülü vaat eden dans yarışmalarıdır. Kahramanların paraya ihtiyaçları vardır ve tutkuyla yaptıkları tek şey danstır. Kendilerini dans grubuna ait hissederler. Eksikliklerini ki bu genelde ailedir dans grubunda giderirler. Aileleri için çağrıya kulak verirler ve yarışma için hazırlanırlar. Ancak yaşadıkları bazı olumsuzluklar kendi kabuklarına çekilmeye zorlar. Bir çok filmde olduğu gibi bu seride de tüm olumsuzlukları yenip başarıya ulaşırlar.

       Serinin son filminde büyük anne mücadeleyi bırakan kahramana ” mücadeleyi bırakma hangimiz kusursuzuz ki, neresi kusursuz ki? Ne yapman gerekiyor biliyorsun git ve onu yap.” der.  Kahraman ikinci kez çağrıya kulak verir ve yolcuğu bitirir.

“Hangimiz kusursuzuz ki, neresi kusursuz ki?”