Kırmızı Başlıklı Kız ve Hayat; Jin

2013 yılı Reha Erdem imzalı Jin Filmi; 17 yaşında dağlardan kaçmaya çalışan Kürt kökenli bir genç kızın hikayesini anlatmaktadır. Film politik bir film gibi görünmesine rağmen hikayeyi Kırmızı Başlıklı Kız masalından yola çıkarak anlatmış ve siyasi bir taraf olmamıştır.

Jin Kürtçe bir isim olup “hayat” anlamındadır ve eğer ‘i’ şapkasız yazılırsa o zaman da “kadın” anlamına gelmektedir. Yönetmen karaktere Jin adını koyarken filmin konusunu ortaya çıkarmayı sağlamaktadır. Eril dünyada hayatta kalmaya çalışan kadının hikayesidir.

Josep Campbell “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” adlı eserinde kahramanın macerasının ortaya çıkmasına neden olacak bir çağrıdan söz eder. Kahramanın başına tesadüfen ya da bilinmeyen  şekilde onun harekete geçmesine neden olacak bir sebep vardır. Yönetmen bunun sebebini açıklamasada Jin harekete geçer. İlk olarak evden dağa çıkan kahraman yine dağdan kaçarak esas macerasına başlar. Campbell kahramanı doğaüstü bir yardımdan yani onu koruyacak bir figürden sözeder. Jin’nin koruyucu figürleri doğa ve orada yaşıyan canlılardır.

Yine Campbell’a göre kahraman yolculuk esnasında pek çok engelle karşılaşır. Jin’nin macerasındaki engelleri dağdaki örgüt üyeleri türk askerleri ve onun bedenine sahip olmak isteyen herkestir.

Jin Harekete geçtiğinde hem kendisine yiyecek bulmak her üstüne giyecek bulmak için bir eve girer oradan ihtiyaçlara karşılık daha sonra lise dokuzuncu sınıfı için bir coğrafya kitabını alır. Dağa döner kitap okumaya başlar. Kitaptan nerede yaşıyor sorusuna okuduktan sonra etrafına bakınarak yaşadığı yeri sorgulamaya başlar. Kitabın sahibinin adı Leyladır. Leyla’nın anlamı ‘karanlık gecedir’. Jin yola çıktığında adını soran herkese Leyla olduğunu söyler. Adını değiştirdiğinden beri kimliği de değişmiştir. Jin adını kullandığında üzerinde örgüt kıyafetleri vardır, erkekler ona kadın gözüyle bakmaz cinsel istismarda bulunmaz. Ancak üzerinde örgüt kıyafetlerini çıkardıktan sonra Leyla olur ve tacize uğrar.

Berna Naldemirci “ataerkil dünya kadının sadece bedenini sömürmez, hayalini, düşüncelerinde sömürür” der. 17yaşında olan Jin, uğradığı tacizlerden sonra Izmir’deki dayısının yanına gitmek yerine dağa dönmeye karar verir.

Kültürel feministlere göre; barışseverlik farklılıkların şiddetsiz bir aradalığı ve kamusal hayatın uyumlu bir şekilde düzenlenmesi gibi değerlere sahiptir kadın. Filmde bombaların patladığı zaman hayvanları nefes alışıyla Jin’in kaçması paralel kurguyla anlatılmıştır. Ayrıca Jin yaralı hayvanlara yardım ederken görülür ve yine başa kötü bir şey geldiği zaman hayvanlar susarak ya da hırçınlaşarak Jin’e destek olurlar.

Ekofeministler; doğayı biyolojik bir olgu olarak değerlendirirler. Doğa kurduğu kendi iç düzeninde sürekli üretir, yeniden doğar, doğurur. Bu açıdan kadınlarla arasında bir bağlantı vardır. Dr. Mustafa Pekiz “doğanın içerisinde varolan tüm canlılar parçası oldukları doğayı yoketmezler.” Savaş, eril dünyanın iktidar mücadelesidir . Bu mücadele doğaya ve içindekilere zarar verir. Filmde silahların patlaması bombaların atılmasıyla doğanın ve canlıların gördükleri zararlar yakın planlar verilmiştir.

Film gösterge bilimsel açıdan ele alındığında; film baharın geldiğini göstererek başlar. Kültürel feministler; kadının özgürleşme başlamasıyla dünyanın iyileşmesi arasında bağ olduğunu savunur. Jin özgür olmak için adım attığında bahar gelir ve doğan yeniden doğar, doğurmaya başlar.

Film Kırmızı Başlıklı Kız masalına gönderme yapar. Anneannesine doğru yola çıkan -Jin herkese bunu söylüyor- Jin’e erkekler zarar vermek istiyor yan masadaki kurt, Kırmızı Başlıklı Kızı kurtaran avcı filmde doğa olarak temsil ediliyor. Masalın sonunu yönetmen açık metin kullanarak i̇zleyici bırakmıştır.

Filmin gece sahnelerinde ağırlıklı olarak dolunay kullanılmıştır. Tanrıça i̇nancı olduğu dönemlerde Ay dişil enerji olarak kabul edilir ve Ay ; sembolizmde besleyici koruyucu ve destekleyeci olarak gösterilir.Jin’i dolunay korur ve geceleri başına bir iş gelmez.

Şehrin merkezine gitmek için yola çıkan Jin kaplumbağa görür. Kaplumbağa karşıdan karşıya geçmeye çalışmaktadır. Yönetmen filmde evini sırtında taşıyan kaplumbağa ile Jin arasında bağlantı kurarak aslında Jin’in de evini sırtında taşıdığını ve yavaş yavaş amacına ulaşmak üzere olduğunu gösterir.

Doğayı Jin ile özdeştiren yönetmen hava durumları ile Jin’in durumları arasında benzerlik kurmuştur. Jin ne zaman karamsarlığa düşse ve kararsız kalsa hava rüzgarlı olur ama kendini ne kadar güvenirse havada durulur, güzelleşir.

Sonuç olarak anaerkil ve ataerkil düzen doğaya dişil özellikler atfetmiştir. Dişil olan doğayı korur ancak eril olan doğaya ve içindekilere zarar verir. Doğa içindekileri kabul eder, kollar, korur, yaralarını sarar. Filmin sonunda Jin vurularak yaralanır ve yanında hayvanlar vardır. Belki de bu sefer Jin’in yaralarını hayvanlar saracak ve Jin( Kadın) doğaya geri dönecektir.