Senaryo ve yönetmenliğini Zeki Demirkubuz’un yaptığı, başrollerini ise Vildan Atasever ve Ufuk Bayraktar’ın üstlendiği ‘’Kader’’ filmi; aşkaları yüzünden parçalanmış hayatları anlatmaktadır. İstanbul’ un kenar mahallesinde oturan Uğur, annesi,felçli babası ve küçük erkek kardeşiye birlikte yaşamakatadır. Annesinin yine aynı mahalleden Celal adında bir sevgilisi vardır. Uğur ise gönlünü Zagor lakaplı Orhan adında mahallenin delikanlısına kaptırmıştır. Bekir’ de bu mallede yaşayan hali vakti yerinde olan, babasının kendisine açmış olduğu dükkanı işleten, sessiz sakin bir gençtir. Bir gün dükkåna Uğur’un gelmesiyle Bekir’in, Zagor’un cinayetler işlemesiyle de Uğur’un hayatı kayacaktır. Çünkü Uğur’un hayatı Zagor’un peşinde, Bekir’in hayatı ise Uğur’un peşinde surüklenecektir.
Bekir geleneksel aile yapısı içinde hataını sürdürmekedir. Ailenin reisi babasıdır. Okulu bitirmiş, askerliğini yapmış olan Bekir’in artık “yuvadan uçma’ vakti gelmiştir. Babasının açmış olduğu halıcı dükkanını işleten Bekir yine babasınin istediği “ iyi aile kızı’’ ile evlenerek, aile reisliği görevini üstlenmelidir. Bekir bu isteği yerine getirir. Çünkü Uğur’un başkasına aşık olduğunu iyice kabul ettiği için kendine bir çıkar yolu aramaktadır. Ancak Bekir hiç bir zaman kendisine yüklenen toplumsal rollü benimseyemez. Toplumun kendisine verdiği bir ideal rol vardır ve bunu yerine getirmelidir. Bu yüzden evlenmeden önce arkadaşlarıyla yaptığı akşam dolaşmalarını evlendikten sonra yapmaz. Dışarıdan bakıldığında, toplum normlarında kabul edilen bir hayata sahip olmuş, kendi ailesi içinde babasının rolünü üstlenmiştir. Ailenin içine girildiğinde ise, iletişimsizlik hakimdir. Karısıyla sadece soru sorduğunda konuşan onun dışında yalnız kalan, Emine’ ye baktıkça saplantılı bir biçimde aşık olduğu Uğur’u gören bir adam vardır.
Bekir, Uğur’u halıcı dükkanına gelmeden önce tanımamaktadır. Oysa ki Uğur ve annesi tüm mahallece tanınmakla birlikte “fahişe” olarak adlandırılmaktadır. Buna rağmen Bekir’ in tanımaması, “ahlaklı’’ olan bireyin “ahlaksız” olan bireylerle hiç bir alakasının olmayacağını gösterir. Ancak Bekir evlendikten kısa bir zaman sonra: Zagor’ un iki kişiyi öldürmesinden dolayı yakalanması ve hakkında müebbet istenmesi, Uğur ile Bekir’in yollarını yeniden kesiştirmektedir. Bu da toplumun Bekir’den beklediği ideal rolüyle gerçek rolünün çatişmasına neden olmaktadır. Zamanla gerçek rolü üstün gelen Bekir, tolumun kabul edeceği birey konumundan çıkmış, bir kadının fedaisi olmuşur.
Erkekler duygularını açığa çıkarmamalıdır. Sertlik ve hakimiyet erkek kimliğinin önemli bir unsurudur (Beneke, 1997: 47). Bekir Uğur’un yanında Beneke’nin de dediği duygusunu saklama yoluna gitmez. Uğur’un yanında ağlar, yalvarır. Erkeklerin iktidar olduğunun bir göstergesi olan “eve ekmek getirme’’ görevini de Uğur’ a bırakmaktadır. Hatta ancak ölerek Uğur’ u unutacağı düşüncesine sahip olacak kadar güçsüz bir göüntü çizmektedir.Buna rağmen dışarıda arkadaşlarının yanında erkek kimliğini korumak adına Uğur ile olan ilişkisini sadece cinselliğe bağlamakta, ona elini dahi sürmemiş olmasına rağmen takdir görmek ve saygı duyulmak isteği uğruna sanki cinsel ilişkiye girmiş gibi anlatmaktadır.
Yönetmen Bekir’in zaman içinde ki değişimini mevsimlerle bağdaştırmaktadır. Bekir değiştıkçe mevsimler değişmektedir. Filmin ilk başlarında Bekir sessiz sakin bir birey olarak görülmektedir. Uğur’un Bekir’den para istemek yanına geldiği saneye kadar hava hep sıcak olarak görülür, Uğur’un geldiğinde yağmur başlamıştır tıpkı Bekir’in değişiminin başladığı gibi. Filmin en sonunda artk Bekir her şeyi geri de bırakarak kendini Uğur’ teslim eder. Bu sahnede mevsimi kış olarak görür seyirci kentin kendini kara teslim etmesiyle Bekir’in teslimiyeti bağdaşlaştırılmıştır.
Filmin başından sonuna kadar erkekler koruyucu olarak gösterilmektedir. Filmde, eğer kadının başında erkek olmazsa kadın sadece cinsel obje olarak görülür fikri vardır. Uğur’ un babası yatalaktır toplumun ona vermiş olduğu erkeklik görevini yerine getirememektedir. Yani ne evin ihtiyaçlarını karşılar ne karısı ile kızının namusunu korur ne de oğluna örnek teşkil edebilir. Onun yerine bu görevleri mahallenin kabadayılarından biri olan Cevat getirmektedir. Cevat hayatta oldugu müddetce Uğur’ un annesine kimse yan gözle bakmaz ancak Cevat’ın ölümünden sonra, Cevat’ın en yakın arkadaşları bile kadına yardım ettikten sonra karşılığını onunla birlikte olarak almaktadır. Uğur pavyonda şarkı söyler, kendi geçimini ve Bekir’in geçimini fahişelik yaparak sağlar buna rağmen Bekir’i sığınacak bir liman olarak görmektedir. Aynı zamanda Uğur belki her şey düzelir diye yine bir erkeğe sığınmış ve onunla evlenip çocuk doğurmuştur.
Filmin son sahnesinde Uğur’un evinde, Zagor ve Uğur’un fotoğrafının altında Uğur ve Bekir’in fotoğrafının yer alması ikisininde birbirlerine teslim olduğunu ve hayatlarını kavuşamayacakları sevdalarının peşinden koşacaklarını anlatmaktadır. İkisi de kaderini yaşayacakdır. Film sormaktadır kader sizin seçtiğiniz hayat mı yoksa size sunulan mı?
